07 Kasım 2009 Cumartesi

KAYBETME KORKUSU...

Evlatlarımız...En değerli varlıklarımız...
İnsanın evladının hasta olması,acı çekmesi anne için çok üzücü bir durum.Bir de bunların üstüne evladını kaybetme korkusu eklenince çok daha zor oluyor.Hatta hayata küsüyor insan...
İşte çarşamba gününden itibaren bu haldeyim.
Çarşamba günü başlayan burun akıntısı,öksürük ve ateş.......
Doktor kontrolü sonunda konulan "grip" teşhisi.....
"Bademcikleri şişmiş olabilir mi acaba?Geçen sene de bu şekilde hasta olduğunda bademcikleri şişmiş oluyordu." dememe verilen kesin bir "HAYIR" cevabı......
"Üç günden fazla ateş olursa araştırma hastanesine götürün d.... gribi mi diye araştırılsın" diye verilen tembih...
Eve gelme ve bekleyiş süresi....
Uykusuz geceler.......
Yorgun gündüzler......
Hastalığı Emin e bulaştırma.......
İkinci günü Eminde de ateş.........
Ardından biraz düzelmişken Enes e Eminden tekrar hastalık bulaştırma....
Üç günün ardından ateş düşürücüye rağmen düşmeyen hatta yükselen ateş...
Annenin evladını kaybedeceği korkusu...
Gece acile gitme....
Sonuç:Annenin evladını her geçen gün kaybetme korkusu ve bunun yaşattığı ümitsizlik,acı,üzüntü,vicdan azabı...

İşte tam böyle bir durumdayken gece acile gittiğimiz araştırma hastanesinden muayene olmadan ayrıldık.O kadar kalabalık ve hasta doluydu ki...Orada beklemek demek,başka hastalık mikrobunu kapmak demekti...Enes de bu şekilde hasta olmamışmıydı zaten.
-Pazartesi günü kontrol amaçlı gittiğimiz Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesinde sandalyeleri yalayıp,yerlere yattı.O kadar çok hasta doluydu ki hastane....Resmen doktor sırası beklemeye yer yoktu.Öksüren,hapşuran,kusan vb. hastalarla doluydu içerisi....Ertesi günü çoktan hastalanmıştı yavrum...-
Oradan çıkıp başka bir özel hastanenin aciline gittik ve doktorun dediği "bademciklerinin çok şişmiş" olduğuydu.Yaptığı iki iğneyle Enes ve ben tekrar hayata döndük.Rahat bir gece geçirdi Allah a şükür.Emin tam olarak iyileşmedi ama en azından ateşi yok.İnşallah o da en kısa zamanda iyileşir.
Rabbim kimseye evlat acısı yaşatmasın.Dermansız dert vermesin...

19 Ekim 2009 Pazartesi

Boyama yaparken uyuya kalan ENES...



Kendi çapında oyun kuran EMİN...


06 Ekim 2009 Salı

YAZAMIYORUM ...

Bloğumu çok özledim.
Takip ettiğim blogları rahat rahat dolaşıp,okuyup,yorum yazmayı çok özledim.
Evde bir bilgisayar ve bilgisayar başına geçmeyi bekleyen üç kişi olunca işler karışıyor.Daha ben uyuyorken Enes ve Emin uyanıyor ve geliyorlar yatağa.Enes diyor ki:"scooby doo aç".Emin diyor ki:"caillou aç".Ben daha gözümü açmadan başlıyor bir söz kavgası ve ağlamalar.Hergün aynı kavga.Ben hiç sesimi bile çıkaramıyorum bana ne zaman sıra gelecek diye...Sıraya koyuyoruz.Önce biri izliyor ardından öteki.Öğle uykusu da yok ikisinde de.Hal böyle olunca Enes in okula başlayacağı günü beklemeye başladım.Hani Enes okula gider,Emin de oyun oynar veya uyur.Bende özlemini çektiğim bilgisayar başına oturabilirim diye...Ama nerde.....
Ekim ayından itibaren Enes anaokuluna başladı.Ben de Emin e "caillou" açtım.Bittiğinde de "şimdi sıra bende "dedim.Yok."Hayır sıra sende değil bende" diyor başka bişey demiyor.Kendi "caillou" yu izliyor.Sonra da kapatıp geliyor bilgisayarı.Bugün de rüşvet olarak fazla olup kaldırdığım oyuncakların hepsini önüne koydum ki...Beni rahat bıraksın da yazabileyim.Durum bundan ibarettir arkadaşlar.Yoksa ben hiç bu kadar ayrı kalır mıydım buralardan...?

Sağlığım da son yazdığım iç karartıcı doğum günü yazısına göre daha iyi.Antidepresan etkisini gösterdi...Şimdi kendimi daha iyi hissediyorum.


Emin in saçlarına yazın "elveda" dedik.Emin artık bebek yüzlü bir çocuk olmaktan çıktı ve küçük bir adam oldu...Saçları çok yakışıyordu ama yazın terleme sorunu kestirmeme sebep oldu.






Enes oğlumun da "beş yaş yıl sonu gösterisinden kareler" ekleyerek yazıma son vereyim.


Emin yine yanıma geldi.Bu defa da "the cars" filmini istiyor."Anne makkün aç" diyor.Bu kadara da şükür.Arayı fazla açmadan tekrardan yazabilmek dileğiyle...

12 Ağustos 2009 Çarşamba

YAŞ 30 BENDE PİL BİTTİ....

Bugün benim doğumgünüm.Geçen sene doğumgünümdeki düşünce ve duygularımla şimdikileri kıyaslıyorum da..........Bir sene benden çooook şeyler alıp götürmüş.Aslında her yeni sene birşeyler alıp götürüyor fakat bu sene sağlığımı da alıp götürdü.Çok sinirli oldum.Herşey beni sinirlendiriyor.Mutsuz oluyorum.Canım bişey yemek istemiyor.En çok beni sinir eden şey de çocukların sürekli birbirlerini kızdırmaları ve ağlama krizleri...Bu beni çok yıprattı ve bitirdi.
Geçen sene otuz yaşın ne kadar da soğuk bir yaş olduğunu,kabullenemediğimi ve kendimi çok daha küçük hissettiğimi yazmıştım.Şimdi ise değil otuz ;kırk yaş gibi hissediyorum.

Yeniden ruh sağlığıma kavuşmayı dört gözle bekliyorum.Daha mutlu,hayata daha olumlu bakabilen günlerimi özledim...

01 Ağustos 2009 Cumartesi

ÇİÇEKLERİM...




Günlerimiz gezme,tozma,tatil ve hastalıkla geçiyor.Enes her sene temmuz ve ağustos aylarında hastalığa ara verirken Emin;temmuz ayını da hastalıkla geçirdi.Ateş,kusma,ishal oğlumun yakasını bırakmadı.Buna da şükür.Allah kalıcı rahatsızlıklar vermesin.


30 Haziran 2009 Salı




ENES FARE OLUNCA...

Arkadaşı Kerem ,doğumgününe katılan tüm arkadaşlarına hediyeler vermiş.Enes in hediyesi de buydu.Okuldan eve çok mutlu bir şekilde geldi.Hemen taktı ve başladı bizi güldürmeye.


Emin pek hoşlanmadı.Üfleyince çıkan sesten korktu.Abisini tanıyamadı herhalde.Şimdi ne zaman Enes bu gözlüğünü taksa;ağlamaya başlıyor ve çıkarıp atmak istiyor...



25 Haziran 2009 Perşembe

HUYSUZ,İNATÇI ve TATLI 2 YAŞINDA...
Canım oğlum Emin...
Bugün seni kucağıma alalı tam iki yıl oldu.Nasıl olacak,nasıl yapacağım,sakat kalmadan bir büyüsün derken tam iki yıl geçti.Allah a şükür sağ salim büyüdün aldığın darbelere rağmen.Ama inan şimdi acısını çok fena çıkartıyorsun.Abin senden dayak yiyor.Zaten küçüklüğünden beri var olan ağlamaların ,iki yaşla birlikte iyice arttı.Üzerine bir de aşırı inatlık ve huysuzluk eklenerek tam bir iki yaş çocuğu görünümüne girdin.Eskiden kimseye senin evde yaramaz olduğunu anlatamıyordum.Güleryüzünle herkesi kendine çekiyordun.Ama şimdi kimseyi yanına yaklaştırmıyorsun.Herşeye bağırıyor ve ağlıyorsun.Her gören "ne oldu bu çocuğa böyle " diye soruyor.Ben ise "evdeki yüzünü artık dışarıda da gösteriyor" diyorum....

Neyse bunları bir kenara bırakalım.Artık sen iki yaşında bir çocuksun.Kıyafetlerini kendin giyip çıkarmak isteyen,yemeğini kendi başına yemekten hoşlanan asla yardım kabul etmeyen,evdeki bütün oyuncaklara sahip çıkan abisine vermeyen,kendi kararlarını uygulatana kadar direnen bir çocuksun.Seni böyle çoktan kabul ettik.Evde hepimizi muma çevirdin.Aman karışmayalım; bağırır.Aman öpmeyelim; ağlar.Aman elinden oyuncağ
ı alınmasın; döver gibi...Bu huylarından biran önce vazgeçmeni istiyorum.Yoksa evde hayat çok çekilmez oluyor.


Doğum günün kutlu olsun bebeğim.Sen evin küçüğü olduğun için kaç yaşına girersen gir gözümüzde hep küçük olacaksın.Allah hayırlı,sağlıklı,mutlu ömürler nasip etsin...